Sponsorlar

Sponsorlar

İstanbul’da işe bisikletle gitmek hayal mi?

İstanbul trafiği ve bisikleti yan yana anmak zor. Çocukken heves edilen ya da haftasonu Adalar’da, olmadı sahil yolunda kullanmak için sanki bisiklet. Küresel ısınmaya katkısıyla ünlü ABD’nin en uzun bisiklet yoluna sahip şehrinden İstanbul’a dönüp, bodrumdaki bisikletinizi tekrar çıkarınca ve eskisi gibi her gün okula ya da işe bisikletle gidemeyeceğinizi fark edince bunları bir kez daha düşünüyor insan.

Bisiklete yer açmak zor değil
Şişhane’den Kadir Has Üniversitesi’ne yol boyu panik yapmamaya çalışsam da dolmuş ve otobüslerin yanında nefes nefeseydim. Arabalar Atatürk Köprüsü’nden vızır vızır geçerken, “Haliç’e çıksak artık” diye sayıklıyordum. Haliç’i boydan boya geçmekse, rüya gibiydi… Mazgallara dikkat ederek, kornalara takılmadan, sağı solu kollayarak ilerledikçe problem yoktu. Atıf kornaların (saçlarım açık giderek cinsiyetimi belli ettiğimden olsa gerek) taciz amaçlı olabileceğini söylüyor. Görüşlerde bahsedilen “En büyük tehlike, aniden açılan araba kapıları”nın ne demek olduğunu önümdeki aracın kapısı birden açılınca anlıyorum. santralistanbul’un kapısı açılıp bahçeye girdiğimizdeyse, başka bir şehirde gibiyim. İşine bisikletle gidenlere bir kere daha imreniyorum. Bisikletleri Atıf’ın odasının önüne park ediyoruz. Trafikte saatler geçiren biri için salonundan çıkardığı bisikletle işyerindeki odasına 20 dakikada gitmek fazlasıyla fantastik!
İstanbul’daki bisiklet yolları (Toplam 61 kilometre) yok denecek kadar az. Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın gururla ilan ettiği 1004 kilometrelik ‘planlanan bisiklet yolu’ için 2023’ü beklemek gerekiyor.
Ama milyonlarca İstanbullu’nun bisiklet kullandığı günleri görebilmek o kadar zor değil. Bisikletle uyumlu bir şehir için talep edilebilecek yığınla şey var: Bisikletin toplu taşımaya entegre edilmesi, sürücü ve yayaların yolu bisikletlilerle paylaşması, toplu taşımada bisiklet ücreti alınmaması, belli ilçelere özel yolların yapılması ve (çoğu kişiye göre ‘göstermelik’) bisiklet yollarındaki engellerin (konteyner, direk, kafe masası vs.) yok edilmesiyle bu dev şehirde ucuz, çevre dostu, sağlıklı, hızlı ulaşım demek olan iki tekere pekala yer açılabilir. İşbu haberin derdi de İstanbul’un en kısa zamanda bisiklet dostu olması için sakinlerinin ve yerel yönetiminin elini çabuk tutmasına katkı sunmaktır… 

Bisikletlilere dört soru
1 Güzergâhınızda bisiklet yolu var mı?
2 Sürücüler ve yayalarla aranız nasıl?
3 İstanbul’da bisiklete binmek tehlikeli mi?
4 Bisiklet kullanan bir insan olarak sizce bu şehirdeki eksikler neler?

İMRE BALANLI
‘Yolda bilerek sıkıştıranlar çıkıyor’
35 yaşında. Belgeselci. Gayrettepede oturuyor. 20 yaşından beri bisiklet kullanıyor. Sık pedal çevirdiği hatlar: Gayrettepe – Maslak, tarihi yarımada, Kadıköy, Bostancı, Göztepe. Günde 10-20 km pedal çeviriyor.
1. Kadıköy – Bostancı sahili dışında bisiklet yoluna rastlamadım. Bisiklet yolu, ulaşım taleplerinin yoğun olduğu güzergâhlarda olmalı. Mecidiyeköy – Taksim, Mecidiyeköy – Maslak arası, tarihi yarımada gibi.
2. Yayalardan bile “Senin ne işin var bu yolda?” diye bağıranlar çıkıyor. Ben yoldan gidiyorum, o kaldırımdan, bana bağırıyor. Yadırgamıyorum, insanlar alışmamış. Belki beni görenler cesaretlenir bisiklete biner diye umuyorum.
3. Son derece tehlikeli. Paris ve New York’ta senelerce bisiklete bindim. Oralarda da tehlikeliydi ama burası gibi değildi. En büyük tehlike yalnız olmanızdan kaynaklanıyor. Yola çıkmaya hakkınız yokmuş gibi davranıyorlar. Bisiklet yolu olmaması birinci derecede bu işi tehlikeli kılıyor. Yollar bozuk, mazgallar çok büyük tehlike. Trafikte bilerek sıkıştıranlar çıkıyor. Uyanık ve atik olmalı. Hiçbir şoför beni görmüyormuş gibi davranır, sürekli arkama bakarım.
4. İlk yapılması gereken insan odaklı kent planlaması. Araba odaklı bir kent otoyollar, hava kirliliği, uzak mesafeler ve daha azman bir kent getirir. Köprülerden geçen araçların trafikteki oranı yüzde 82 iken, taşıdıkları yolcu oranı yüzde 24. Yollar yolcu değil araç taşıyor ve bunun sürdürülebilirliği yok. Yayalara (bisiklet, engelliler) öncelik veren bir planlama yapılmalı. Yaygın, konforlu ve ucuz toplu ulaşım ve özel araba kullanımını caydırıcı tedbirler gerekli. Araba ve inşaat lobilerinin bu kadar güçlü olduğu ülkemizde bu zor. Sermaye, kâr için kentlerimizi yaşanmaz hale getiriyor. Buna dur dememiz gerekir.


AYTEN ÇELİK
‘İki buçuk ayda bir kamyon laf yedim’
24 yaşında. Müzisyen. Hürriyet Mahallesi’nde oturuyor, Galata Kulesi’nin dibinde bir darbuka okulunda çalışıyor. İki buçuk aydır işe bisikletle gidiyor. Günlük güzergahı: Hürriyet Mahallesi, Şişli, Osmanbey, Harbiye, Elmadağ, Taksim Meydanı ve Galata Kuledibi. Günde 10-12 kilometre yapıyor.
1. Benim güzergahımda bisiklet yolu mu? O da ne?
2. Motorcu arkadaşımın ilk öğrettiği sarılardan (dolmuş ve taksi) uzak durmak olmuştu. Birkaç otobüs şoförü benimle yarışmaya kalktı, komikler… Yayalar da tuhaf. Geldiğimi görüyorlar ama yola atlamaktan geri durmuyorlar. 2.5 aydır bir kamyon laf yedim. Gündüz kaska bakıp “Aa tipe bak, oha lan uzaylı” diyorlar. Akşam bir grup genç “Şöyle bisikletim olmadı” diye başlayıp küfrediyor. El kol hareketi yapanlar, arabayla sıkıştıranlar… Geçen gün babam bile sayılamayacak yaşta bir adam “Beraber gidelim mi?” dedi. Tabii etraf böyleleriyle dolu değil. “Hey bisikletin çok güzel!” diye içtenlikle bağıran yaşıtlarım da var, “Kızım ne güzel yapmışsın” diyen teyzeler de…
3. İstanbul değil de içinde yaşayanlar tehlikeli desek daha doğru! Yollar bozuk, trafik curcuna, bisiklet yolu yok lakin yine de kullanılamaz değil. Sorun klişe deyimle sadece insanlarda. Yol istiyorsun beş karış surat, yol senin, geçmek istersin müsaade etmez. Her gün 10-12 kilometre kendi kendime söylenerek geçiriyorum. Kibar yaya ve sürücü görünce bisikleti bırakıp ağlamak istiyorum! İki teker büyük medeniyet ama kimse farkında değil, farkında olanların da umurunda değil.
4. Bisiklet için ne isteyeyim, daha arabaya doğru düzgün yol yok. Çağlayan Meydanı’na Adalet Sarayı dikeceğiz diye canımıza okuyorlar. Sabah bisikletle geçtiğim yolun yönü akşam değişmiş oluyor. Bağlantı sorunu olmayan bir bisiklet yolu yapılsa, bir de daha çok insan binse bisiklete ne güzel olur…

MERİÇ DEMİRAY
‘Şüpheniz olmasın, gelecek bisikletin’
35 yaşında. Senaryo yazarı ve yönetmen. Barışa Pedal aktivist bisiklet grubunun üyesi. Moda’da oturuyor. Sekiz aydır bisiklet kullanıyor, toplamda bin 300 kilometreye ulaşmış.
1. Acınacak bir durumumuz var, Kadıköy’den Pendik’e 30 kilometrelik bisiklet yolu var ancak Google’a ‘eurovelo’ yazarsanız bütün Avrupa’nın bisiklet yolu ağıyla örüldüğünü göreceksiniz. Konya ve Kayseri’nin bu konuda sessiz bir devrime gittiklerini duydum, umarım doğrudur.
2. Başlıca iki sorunumuz, otobüsler ve dolmuşlar. Hep aynı güzergahta gittiklerinden hız yapmanın tehlikesiz olduğunu düşünüyorlar. “Geleceğin dünyasında dolmuşlar ve hızlı otobüsler olmayacaksa neden çalışmaya şimdiden başlamıyoruz?” diye belediye başkanımıza sormuş olalım.
3. Tehlikeli ama 01.00’de Taksim’de yürümekten düşük bir tehlike.
4. Nisanda Münih’teydim, şehrin terk edildiğini zannettim, öyle sessizdi. İstanbul’da gündoğumunda yaşanabilecek bir sessizlik. Yaşadığı çevrenin insanı belirlediğini düşünüyorum. Trafiğin ruhumuzun üstünden geçtiğini düşünüyorum. “Yayalar ve bisikletliler için düzenlemiş bir şehirde yaşamak istiyorum” desem İstanbullu kardeşlerim güler, ama dünyada var bu. Kimsenin şüphesi olmasın, gelecek bisikletin.

AHMET ATIF AKIN
‘Toplu taşımaya bisiklet yeri yapılmalı’
31 yaşında. İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarım Bölümü’nde öğretim görevlisi ve fotoğraf sanatçısı. Galata Kulesi yakınlarında oturuyor, iş yeri Bilgi Üniversitesi’nin Santral Kampüsü’nde. Dört yıldır bisikleti ulaşım amaçlı kullanıyor. Rotası; Galata Kulesi- Haliç’in en ucunda ki santralistanbul arası. Git-gel 17 kilometre…
1. Haliç boyunu ve Eminönü’nden Yeşilköy’e giden sahil yolunu çok kullanıyorum. İkisinde de bisiklet yolu var ama bu yolları kullanmıyorum çünkü sürekli ritim bozuluyor. Yayalar, yürüyüş ve koşu amaçlı kullanıyorlar buraları, onları rahatsız etmemiş oluyorum.
2. Bisiklet kıyafeti çevrenin tavrını çok değiştiriyor. Profesyonel bisikletçi sanıp saygı duyuyorlar.
3. Biraz tehlikeli ama İstanbul’da yürümek, vapura binmek, karşıdan karşıya geçmek, bankta oturmak bile tehlikeli.
4. Her yerde bisiklet yolu olması İstanbul için çok gerçekçi değil. Bisikletin park problemi yok, park yeri inşa etmek gereksiz. Ben salonuma park ediyorum.
Metrobüs hattına bisiklet şeridi ekleyebilirlerdi. Önemli bir adım, toplu taşımaya bisiklet yeri yapmak veya buna müsaade edip ekstra ücret almamak. Şehir hatları vapurları hariç bisikletle binebileceğiniz araç yok. Deniz otobüsü ve banliyö trenleri ücret istiyor, metro, tramvay, otobüs kabul etmiyor. Toplu taşıma hatlarının bağlantılarını insanlar bisikletle yapabilir. İş yerinde kıyafet değiştirebilecek yer olması park yerinden önemli.

Aydan Çelik
Çizer, Bisikletçi
“Dedektif gibi bisiklet yollarını arıyoruz!”
İstanbul’un ‘bisiklet şehri’ ol-a-mayışını yokuşlu bir kent olmasına bağlarlar. Hiç alakası yok. Bu kentte bisiklet bir aktör olamadıysa nedeni topografik değil ideolojiktir. Hücrelerimize kadar sinmiş dört teker hegemonyasıdır. Kadir Topbaş “Avrupa’nın bisiklette yaptığını biz elektrikli otomobille yapacağız” ‘müjdesi’ verdi. Elektrikli otomobil kiralayabilecekmişiz. Bisiklet yerel yönetimler için bir gerçek aktör/özne değil, imaj tazelemekte kullanılan bir nesne… Başkan Topbaş Kopenhag’daki İklim Zirvesi’nde İstanbul’a 1000 kilometre bisiklet yolu yaptıklarını söylemişti. O günden beri bir grup bisikletsever, dedektif gibi o yolları arıyoruz. Bu meseleler “Dostlar Kopenhag’da görsün” diye çözülmez. Önce paradigmayı değiştirmek lazım: Araçları mı bir yere ulaştıracağız, insanları mı?

YAKUP ÇETİNKAYA
‘Bisiklet sayısı arttıkça şehir uyum sağlayacak’

28 yaşında, ‘müzmin grafik tasarım öğrencisi’, yazılımla uğraşıyor. 1984 damgalı bisikletini Hollanda’dan getirmiş. Erenköy’de yaşıyor. Üç yıldır ulaşımını bisikletle sağlıyor. Fındıklı’daki Akademi’ye giderken minibüs yolundan gidip Kadıköy’den vapura biniyor. Günde 15-20 kilometre pedal çeviriyor.
1. Bisiklet yollarını kullanmıyorum yalnız Dereağzı’na açılan yol çekici. Göztepe İstasyon Caddesi’ndeki bisiklet yolu görmeye değer, her türlü engelle kesintiye uğramış: Cam şişe konteyneri, otobüs durağı, sokak lambası, ATM…
2. Otobüs ve minibüslerin dumanını solumamak için sollamak zorunda kalıyorum. Taksiciler tecrübeli, birbirimizi anlayabiliyoruz. Kapı açılması en tehlikeli durum.
3. David Byrne, ‘Bisiklet Günlükleri’nde yokuşları ve trafiğiyle İstanbul’da bisiklet sürmenin delilik olduğunu, aynı zamanda da olmadığını söylüyor. İstanbul’u yaşamak için en uygun aracın bisiklet olduğunu yazmış. Motorlu araçların davranış kalıplarını öğrendikten sonra insan daha rahat basıyor pedala. Otomobilin ön tekerleğini, direksiyonun hareketini izlemek gibi meziyetler geliştiriyoruz. Herkes dönerken sinyal verseydi bundan mahrum kalacaktık.
4. Ana akslara paralel bisiklet yolları faydalı olur. Bisiklet öncelikli sokaklar belirlenebilir, hız sınırı konur. Merkezleri bağlayacak ağ oluşturulur. Gezinti rotaları çıkartılıp rehber kitapçıklar basılabilir. Bisikletler arttıkça şehir uyum sağlar. Cehennem kapısı mazgalları da düzeltsinler.

Murat Suyabatmaz Bisikletliler Derneği Başkanı
‘Kısa mesafe ulaşımın yüzde 25’i bisikletle yapılabilir’
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gelişmiş ülkelerin yaptıklarını anlatmaya çalışıyoruz. “Toplu taşıma entegrasyonunda, ulaşımda, park sistemlerinde pilot yerlerde başlayalım” dedik. 51 noktada park ünitesi var. Bostacı İDO İstpark otoparkındaki, Günaydın Otoparkı’ndaki, Sefaköy kavşağındaki üniteler doluyor. Otobüslere bisiklet aparatı taktırmayı planlıyoruz. Ulaşımı düz bölgelerde bisiklet yolları yaparak adacıklar oluşturmak istiyoruz.

Gizem Altın Nance Pedal Sesi Bisiklet Topluluğu
‘Bisikletli cezalandırılıyor’
Trafik, dikkatsiz sürücüler, kötü yollarla boğuşuyoruz. En kötüsü Türkiye’deki bisikleti yok sayan anlayış. Amaç bisikleti ulaşıma entegre etmek olmalı. Deniz otobüslerinde bisiklete ücret alınmaması için kampanya başlattık. 2000 küsur imzayla İDO Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Mutlu bizi davet etti. İnceleyip döneceklerini söylediler ama dönmediler. Şehir hatları da bisikletlerden ücret almaya başladı. Göstermelik yollar dışında bisiklet yolu yok. Köprüden bisikletle geçmek yasak. Yol kenarları cam kırıklarıyla dolu. Bisikletliler batıda ödüllendirilirken Türkiye’de cezalandırılıyor.

Haber: Radikal

Yorum Yok “İstanbul’da işe bisikletle gitmek hayal mi?”

Yorum Yap