Sponsorlar

Sponsorlar

Armstrong’dan Sarkozy’ye Bisiklet

Spor dünyasının yaşayan efsanesi Armstrong, Twitter’dan yaptığı açıklamada başkent Paris’te ziyaret ettiği Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy’e bir bisiklet armağan ettiğini duyurdu.Armstrong, Fransa bayrağına atfen “kırmızı-beyaz ve mavi” renklerinden oluşan ve kendi kurduğu kanser vakfının da bir logosunun bulunduğu bisikletin üzerine, Sarkozy’nin imzasını attığını belirtti.




Armstrong ve Sarkozy’nin buluşmasında, ABD’li bisikletçinin kız arkadaşı Anna Hansen ve mayosunu giydiği RadioShack takımının spor direktörü Johan Bruyneel de hazır bulundu




Incoming search terms:

İki Teker Üstünde Tatil Keyfi

Belçikalı bir turizm firmasının, ‘Bisiklet Üstünde Günler’ sloganıyla Belçika ve Hollanda’dan Türkiye’ye gönderdiği turistler bisikletle Akdeniz’i keşfediyor. Antalya’nın Finike ilçesi merkezli tura, rehber eşliğinde 15-20 bisikletli katılıyor. Her gün Finike’den yola çıkan bisiklet tutkunları, Finike-Demre ilçeleri arasındaki virajlı yolda  Akdeniz’in muhteşem manzarası eşliğinde pedal çeviriyor.




Yaklaşık 75 kilometre yol kateden gruba, güvenlik açısından tam donanımlı bir araç da eşlik ediyor. Alternatif turizm seçeneği olarak tatilcilere sunulan bir haftalık  paketin fiyatı ise 599 euro. Bisiklet turlarını düzenleyen Belçikalı turizm kuruluşunun  yetkilisi Hilde de Troyer, Belçika ve Hollanda’da bisiklet turunu, alternatif turizm türü olarak daha çok kış döneminde pazarladıklarını söyledi.Troyer, bu turlarla turistlere Türkiye’nin tarihi ve doğal güzelliklerini tanıttıklarını belirterek, ”Kış turizmi için Finike, Demre ve Kumluca çok uygun. Noel Baba, Myra, Lmyra, Arykanda ve Karaöze gibi tarihi yerlere turlar düzenliyoruz” dedi. Tura katılan Belçikalı turistler, Türkiye’nin iklimi açısından bisiklet turlarının çok elverişli olduğunu kaydederken, hergün düzenlenen turlarla farklı bölgeleri gezdikleni belirtiyor.




Her gün Finike’den yola çıkan bisiklet tutkunları, Finike-Demre ilçeleri arasındaki virajlı yolda Akdeniz’in muhteşem manzarası eşliğinde pedal çeviriyorlar. Beymelek Dalyanı ve Beymelek beldesinden geçerek Demre’ye ulaşan tatilcilerin ilk durağı ise Noel Baba Müzesi oluyor. Noel Baba Meydanı’ndaki heykelin önünde hatıra fotoğrafı çektiren ve Noel Baba Müzesi’ni ziyaret eden tatilciler, daha sonra Myra Antik Kenti’ne doğru yola çıkıyorlar.




Andriake Antik Kenti’ni bisikletle gezen tatilciler, Demre sahilindeki gezintinin ardından Finike’ye dönüyorlar. Yaklaşık 75 kilometre yol kateden gruba, tam donanımlı bir araç da eşlik ediyor. Alternatif turizm seçeneği olarak tatilcilere sunulan bir haftalık paketin fiyatı ise 599 Avro. Bisiklet turlarını düzenleyen Belçikalı turizm kuruluşunun yetkilisi Hilde de Troyer, Belçika ve Hollanda’da bisikleti turunu, alternatif turizm türü olarak daha çok kış döneminde pazarladıklarını söyledi. Troyer, bu turlarla turistlere Türkiye’nin tarihi ve doğal güzelliklerini tanıttıklarını belirterek, ”Kış turizmi için Finike, Demre ve Kumluca çok uygun. Noel Baba, Myra, Lmyra, Arykanda ve Karaöze gibi tarihi yerlere turlar düzenliyoruz” dedi.




KATILIMCILAR HAYRAN KALIYOR


Tura katılan Belçikalı Bart Haemeliink, Türkiye’nin iklimini çok beğendiğini söylerken, vatandaşı Joris El Pantalone ise ”Türkiye’ye ilk kez bu turla geldim. Myra turu çok harikaydı. Hava çok güzel. Gelirken gördüğüm romantik koylar, dünyanın en güzel koyları” dedi. Hollandalı Piet Hendrisk ise, tatili kapsamında bir gün önce de Toros Dağları’na düzenlenen tura katıldığını anlattı. Her gün düzenlenen turlarla ülkeyi tanımaya çalıştığını belirten Hendrisk, ”Noel Baba çok etkileyiciydi. Myra Antik Kenti tarihten kalan bir porte gibi” diye konuştu.

Incoming search terms:

Sedona 2010

Sedona markasının 5.senesinde  kendi sınıfında benzerlerinden daha istikrarlı bir çizgide devam ettiğini 2010 modellerine bakarak söylemek doğru olur. Her sene bir önceki seneye göre hem teknolojik hem de tasarım olarak kendini yenileyen Sedona’da, 2010 daki değişim gözle görülür düzeyde.2010 bisiklet sezonuna kısa  bir süre  kala  büyük bir kesim tarafından merakla beklenen 2010 Sedonalar  13 Mart Cumartesi günü Aslı Bisiklet tarafından yapılan ürün tanıtımı ile kullanıcıların beğenisine sunuldu. Genel olarak ilk izlenimleri söylemek gerekirse Sedona bu seneki 18 modeli ile her türlü kullanıcıya alternatif oluşturmuş. Tüm modellerde yapılan kadro boyu çeşitliliği ve kadro geometrisi gelişimi kullanıcıya bir çok seçenek getiriyor.


Sedona 201



Sedona 241



Sedona 261



Sedona 301



Sedona 311



Sedona 311 – Lady



Sedona 321



Sedona 611



Sedona 711



Sedona 741



Sedona 751



Sedona 761



Sedona 781



Sedona Borla



Sedona Borlady



Sedona X-11



Tüm Modellerin Büyük Fotoğrafları ;


Incoming search terms:

Bu Okulda Servis Yok Bisiklet Var

Samsun’daki Ali-Emine Kahvecioğlu Teknik Lisesi’nin öğrencileri bisikletleriyle okul yollarını aşındırıyor. Bisikleti olmayanlar ise arkadaşlarının selelerine atlıyor. Bazı öğretmenleri de onlara özenip bisiklet kullanmaya başlamış.Burası Samsun’un Tekkeköy ilçesindeki Ali-Emine Kahvecioğlu Anadolu Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi. Hayırsever işadamı Turgut Kahvecioğlu’nun, 15 bin metrekarelik arsası üzerine babası ve annesinin adına yaptırdığı okul, 1999 yılında eğitime başlamış.




Mobilya-dekorasyon, elektrik ve elektronik bölümleriyle eğitime başlayan okul, metal işleri, bilgisayar ve Anadolu Teknik Lisesi bünyesinde de bilgisayarlı nümerik kontrol bölümlerinin açılmasıyla 6 alanda eğitim veriyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nca yürütülen proje yarışmalarında elde ettiği başarılarıyla adından söz ettiren okul, bölgede daha çok bisikletli öğrencileriyle biliniyor. Kurulduğu günden itibaren eğitimin gün boyu sürmesi, öğle tatilinin 1,5 saati bulması ve ekonomik olması açısından araç olarak bisikleti benimseyen 580 öğrenciden 300′ü, ilçeye 2 km uzaklıkta bulunan okula yetişebilmek için hızla pedal çeviriyor. Bu nedenle özel servislere ihtiyaç duyulmuyor.




Öğrencilerin bu alışkanlığına zamanla okul yönetimi de ayak uydurmuş. Bu kadar çok bisikletin karmaşaya sebep olmaması için bahçenin bir bölümü bisiklet park yeri olarak düzenlenmiş. Yüzlerce bisiklet arasında öğrenciler ilk zamanlar kendisine ait olanı bulmakta zorluk çekse de zamanla bu sıkıntı, sürekli aynı yere park edilerek aşılmış. Okul yöneticileri önümüzdeki yıl bisikletlerin yağmur ve kardan zarar görmemesi için kapalı park alanı yapmayı da düşünüyor. İlçede oturan bazı öğretmenler de öğrencilerden özenerek güzel havalarda okula bisikletle geliyor.




Her sabah ve akşam sokakları bir anda dolduran yüzlerce bisikletli öğrencinin kalabalık görüntüsü, Çin sokaklarını andırıyor. Farklı modellerdeki rengarenk bisikletlerle cadde ve sokakları dolduran öğrenciler, ilginç bir görüntü oluşturuyor. Öğrenciler, bu sayede hem spor yapıyor hem de okulu daha eğlenceli hale getiriyor. Onların bu bisikletli ulaşımı Tekkeköylüler için sıradan hale gelirken, ilçeye dışarıdan gelenleri şaşkına çeviriyor. Yağışlı havalarda yağmurluk giyerek bisikletlerinden vazgeçmeyen öğrenciler, hallerinden oldukça memnun. Bisikleti olmayan arkadaşlarını da selelerinde ücretsiz taşıyorlar. Ancak öğrencilerin, en büyük problemi bisiklet yollarının olmaması. Yolun dar ve çukurlu olması sebebiyle bazen küçük kazalar yaşayan öğrenciler, bisikletlerinin kolay bozulmasından yakınıyor ve kendileri için ayrı bir bisiklet yolu yapılmasını istiyor.




Elektrik Bölümü 11. sınıf öğrencisi Ahmet Turoğlu, okulla ev arasındaki 5 kilometre yolu bisikletiyle kat ediyor. Okula bisikletle daha rahat geldiğini ifade eden Turoğlu, “Bisiklet yürümekten daha iyi. Yürüyerek gelip gidenlerin sayısı çok az. Önceki müdürümüz servis getirebiliriz, dedi; ama biz istemedik. Çünkü bisiklet daha ekonomik. Bu sayede spor da yapmış oluyoruz. Bisikleti olmayanlar bazen rica ediyor, selemize bindiriyoruz. Ücret almıyorum ama yorulunca değiş tokuş yapıyoruz. Bütün günümü bisikletin üzerinde geçiriyorum. Çarşı işlerini de bisikletle görüyorum. Bisikletimi her zaman aynı yere koyduğum için bulmak daha kolay oluyor. Yağmurlu havalarda üzerimizi sıkı giyinerek yine bisikleti kullanıyoruz. Herkes bu duruma alıştı.” diyor.




Bilgisayar bölümü 10. sınıf öğrencisi Halil Serttaş da ulaşım için bisikleti tercih ediyor. Bisiklet kullanmayı sevdiğini söyleyen Serttaş, “Okula geç kalmamak için bisiklet kullanıyorum. Temiz havayı koklaya koklaya pedal çevirerek okula geliyorum. Hem servise veya minibüse para ödememiş oluyorum, hem de istediğim gibi hareket ediyorum. 90 kiloyum, bu sayede spor yapmış sayılıyorum.” şeklinde konuşuyor. Park yerindeki yüzlercesi arasından ‘gözü gibi baktığı’ bisikletini bulmakta hiç zorlanmadığını ifade eden Serttaş, “Bisikletler arasında en parlak olanı benimki. Ehliyet alınca motosikletle geleceğim. Ama önce güzel bir yol yapılması lazım.” şeklinde isteğini dile getiriyor.




Kapalı park yapılacak

Müdür Yardımcısı Selim Aydın bisikletin bu kadar benimsenerek kullanıldığı başka bir okulun bulunmadığı görüşünde. Aydın, “Okul, ilçenin 2 km dışında. Köylerden gelenler de var. Toplu halde geliş gidişlerinde ortaya yüzlerce bisikletliden oluşan çok güzel bir manzara çıkıyor. Öğrencilerin isteği üzerine okul bahçesine üç yıl önce bisiklet parkı da yaptırdık. Ancak 100 bisiklet kapasitesindeydi, yetmedi. Şimdi 300 bisikletlik yerimiz var. Bu parkımızı kapalı hale getirmeyi düşünüyoruz. Ehliyeti olanlardan bazıları motosiklet, bazıları ise araba ile gelebiliyor.” diyor.



Incoming search terms:

Peru’da Çıplak Bisikletliler Yollara Düştü

Mega kentler ve kentlerin gitgide büyüyen sorunu trafik. Bu sorun Güney Amerika ülkesi Peru’da farklı bir şekilde protesto edildi.Yüzlerce kişi başkent Lima’da bisikletlerine çıplak şekilde binerek, araç kültürünü protesto etti.Kentin merkezinde turlayan çıplak bisikletliler, hükümetin bisiklet kültürünü özendirmesini istedi, ‘Bir bisiklet fazla, bir araba az’ sloganı attı.




“Başkent Lima’da bisiklete binmek güvenli bir şey değil. Çünkü, bisiklet kullanmak için yeterli yol yok. Çoğu zaman kaza riski var. Biz de bu yolla, buna dikkat çekmek insanları haberdar etmeye çalışıyoruz.”




Çıplak eylemciler, ayrıca Peru hükümetinden toplu taşımacılık sistemini geliştirmesi çağrısı yaptı.






Haberin Videosu

Incoming search terms:

Bisikletsiz Hayat Düşünemiyorum

Bisiklet, hayata tutunmamı, daha sosyal olmamı ve daha özgür hissetmemi sağladı. Onsuz bir hayat düşünemiyorum. Benim için bir sevgili gibi , diyen Alpay Erdem’le bisiklet tutkusunu konuştuk.Alpay Erdem’in (33) çocukluğundan beri vazgeçemediği üç şey var; futbol, karikatür ve bisiklet. Henüz bir yaşındayken, ilk doğumgününde hediye edilen bisikletten bu yana iki tekerliden hiç ayrılmadı.İstanbul Üniversitesi Jeofizik Bölümü’nde okuduğu yıllar hariç.Altı yıl önce kendi evine çıkar çıkmaz ilk işi profesyonel bir bisiklet almak oldu. Sonra da bisiklet üzerinde yaşamaya başladı: “İlk profesyonel bisikletimi aldığımda pek araştırma yapmadım, kendimi zamanla geliştirdim. Oldukça pahalı bir model tercih ettim. Hidrolik disk frenli ve amortisörlü bir dağ bisikleti. Ama uzun yola gittiğimde lastikleri tırtıklı olduğundan sorun oluyordu. İşi öğrendikten sonra modifiye etmeye başladım. Şimdi iki farklı bisikletim var. Birini İstanbul’da diğerini şehir dışında kullanıyorum.”



EGE YOLLARI BİTTİ SIRA KARADENİZ’DE

İlk bisikletiyle önce şehir içinde dolaştı. O dönem, sürekli masa başında oturup çizim yapan ve abur cubur tüketen biriydi. Neredeyse 100 kilo olmuştu. Ama bisikletiyle yaşadığı yıldırım aşk sayesinde altı ayda 25 kilo verdi. Bisikletin hem fiziksel, hem de manevi anlamda hayatını kurtardığını düşünüyor. Sadece kilo vermekle kalmamış, sürekli çizim yaptığı odadan kurtulup dış dünyayı görmeye başlamış.Şehri ilk terkedişi Şile, Riva, Polonezköy gibi yakın çevreler için oldu. Derken yavaş yavaş şehir dışına açıldı. İlk uzun yolu Bursa İznik Gölü. Arkadaşlarıyla İznik’te zorlu bir dağ tırmanışı yaptı. Ayı izleriyle bile karşılaştı. Bunun hayatının en güzel günlerinden biri olduğunu söylüyor: “İlk uzun yolum olmasına rağmen hiç zorluk yaşamadım. Ama üzerimdeki garip, daha önce hiç yaşamadığım, salt mutluluk çok enteresan geldi. Bir dağda oksijen çarptı. Alışık değildim tabi.”Sonra her kış, bahara çıkınca nerelere gideceğinin planını yapmaya başladı. Evdeki büyük Türkiye haritasında gittiği her yolu keçeli kalemlerle boyadı. İstanbul-İzmit-Yalova-Çanakkale, İstanbul-Marmaris, İstanbul-Bursa-Tavşanlı-Dumlupınar-Uşak, İstanbul-Muğla gibi pek çok güzergahta bisiklet sürdü. Bir günde Uşak Banaz’dan Denizli’ye gittiği oldu. İki nokta arası tam 162 kilometreydi. Ülkenin batısı neredeyse bitti. Şimdi sırada Karadeniz var.



ÇAY İKRAMI İÇİN YOLUMU KESİYORLAR

Alpay Erdem’in bisiklete binmeyi sevmesinin en büyük sebeplerinden biri, bisikleti çok hayatın içinden, organik bulması. Uzun yolda motor sesi yerine kuş sesi duymak hoşuna gidiyor. Ama yine de onu çileden çıkaran şeyler var; “bitmek tükenmek bilmeyen dağlar”ı tırmanmak: “Bazen dağ yolu o kadar uzun geliyor ki, sinirim bozuluyor. Deli gibi kendi kendime dağlara taşlara söyleniyorum.” Bisiklet üzerinde çadır gibi eşyalar taşımayı sevmediğinden uzun yollarda mutlaka ucuz otellerde konaklıyor. Kimi zaman yatacak yer bulmakta zorlansa da şansı hep yaver gidiyor. Çünkü halk ona hep sıcak kanlı davranıyor: “Köylerden geçerken çay ikram etmek için yolumuzu kesenler bile oldu. Yolda da bisikletliye çok saygılı davranıyorlar. Otomobil ya da kamyonlarla hiçbir problem yaşamıyorum.”



BEŞ BİN EURO’YA MÂL OLDU

İlk bisikletimi iki sene kullandım. O zaman süper bir bisiklet aldığımı düşünüp “Bir daha para harcamam” demiştim. Ama bir süre sonra hızımı alamayıp ikinci bir bisiklet toparlamaya başladım. Deneyiminiz arttıkça hep daha iyisini hayal ediyorsunuz. Ben de daha hafif bir bisikletim olsun istedim. Kendim takıp sökmeyi öğrendikten sonra içime gerçekten sinen iki bisikletim oldu sonunda. Kırmızı olan İstanbul’da gezmek için. Mavi olanın malzemeleri biraz daha ağır ve güven verici olduğundan şehir dışında tercih ediyorum. Lastikleri de kalın olduğundan özellikle güney bölgesindeki yollarda daha sağlıklı bir sürüş sağlıyor.Bu kırmızı model için yaklaşık beş bin euro harcadım. Furç yatağının tek parçalısını Türkiye’de bulamadığımdan Amerika’dan getirttim. Gidonu karbon el yapımı, karbon selesi 80 gram, kilitli amortisörü var. Bisikletin hafif olması için çok para harcanıyor. Tamamında xtr kullandım. Bu model hafif ve güzeldir ama daha kolay erime riski vardır. Bunun için uzun yola çıktığım mavi bisikletimde xt’yi tercih ettim.



SULUK RACONU BOZAR

Kaskım Giro marka. Her yeri köpükten. Şiddetli bir darbede kafanız zarar görmüyor, kask patlıyor. Zaten bir kez düştüğünüzde çatlamasa bile bir daha takılmamalı. Her yerinde boşluklar olduğundan hava alması da kolay. Herkes havalı güneş gözlüklerini tercih eder ama ben kaynak gözlüğü kullanıyorum. Çünkü düz yolda güneş gözlüğüne ihtiyaç duymuyorum. Sadece yokuş inerken takıp rüzgara karşı koruyorum. Ama mesela sineklerden hiçbir zaman kaçış yok. Yuttuğum bile oluyor. Formalar terinizi dışarı atıyor ve çok rahat ediyorsunuz. Altıma tayt giyiyorum çünkü uzun yollarda sürekli oturmak rahatsız ediyor. Ama taytlar silikonlu olduğundan daha konforlu. Bir de böyle giyinince insan iyice bir havaya giriyor. Formanın bir diğer kullanışlı tarafı da arkasındaki cepleri. Buraya pet şişe gibi pek çok malzemeyi koyabiliyorum. Çünkü suluk taşımak bu bisikletin raconunu bozar.



MASRAFI ÇOK DEĞİL

Bisikletlerin bakımı için yağ sökücü, balata temizleyici kullanılıyor. Her gün tozlarını mutlaka alıyorum. Amortisör için özel bir yağ kullanıyorum. Ama tabii ki her gün temizleseniz de bir süre sonra ufak noktalara toz kaçıyor. İki bisikletim olduğundan rahat ediyorum. Bir tanesini kullanırken diğerini tamamen söküp her parçasını tek tek temizliyorum. Yani satın aldıktan sonra bisiklet çok masraf çıkartan bir araç değil. Ama diğer malzemelere harcama yapmanız gerekebilir. Şimdilerde üçüncü bisikleti toplamayı planlıyorum.



OTOBÜSE BİNECEK PARAN YOK MU

Muğla civarlarında iki günde 312 kilometre yol yapmıştım. Çok yorgundum. Dinlenmek için benzinciye uğradım. Birkaç adam beni görünce “Sen gariban mısın” diye sordular durup dururken. Sonra da “Niye bisikletle gidiyorsun, otobüse binecek paran yok mu” dediler. Halbuki bisikletim, onların otomobilinden daha pahalıydı.



BİSİKLETSİZ HAYAT DÜŞÜNEMİYORUM

Üniversitede içime kapanık, mutsuz, bunalımlı biriydim. Yaşadığım hayattan memnun değildim. Ne yapacağımı da bilmiyordum. Jeofizikten de okurken soğumuştum. Leman’da amatörlere ayırdıkları sayfayı görünce bu işe bir yerden başlamaya karar verdim. Önce karikatür, sonra da bisiklet hayata tutunmamı, daha sosyal olmamı ve daha özgür hissetmemi sağladı. Bunun için onsuz bir hayat düşünemiyorum. Benim için bir sevgili gibi.Türkiye’de bisiklete binilebilecek en iyi yol Altıntaş-Dumlupınar arasında. Müthiş bir doğayla iç içe oluyor, bitsin istemiyorsunuz. Cennet gibi, asfaltı da çok güzel. Antalya ve Muğla civarındaki yollarsa çok kötü.

Incoming search terms:

Gökova Bisiklet Turu 2010

Muğla Bisiklet Derneği, insan, toplum ve çevre sağlığını korumanın yanı sıra, ulaşım ve bir turizm alternatifi olarak bisikletin, bireysel ve toplumsal sağlık sorunlarında önemli bir halka olduğuna inanmaktadır. Bu amacı paylaşan kişilerden kurulu Muğla Bisiklet Derneği, önceki turların devamı ve daha güçlü sponsor desteği ile “GÖKOVA BİSİKLET TURU 2010″ u bu yıl 19,20,21,22,23 Mayıs 2010 tarihlerinde organize etmektedir. Bu buluşma uluslararası bir etkinlik şeklinde olacak ve sponsor olan belediyeler ve ticari kuruluşların katılımı ile ülkemizin cennet köşelerinden olan Gökova Körfezi etrafında gerçekleştirilecektir.

 



Muğla Bisiklet Derneği olarak, dünyada barışın sağlanmasına adadığımız Gökova Bisiklet Turumuzu, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramında başlatmanın, turumuzun anlamını daha da artıracağına inanıyor, bu bisiklet buluşmasını, Gökova Körfezinin mavi sularının kenarında uluslararası bir şenlik havasında her yıl tekrarlamayı amaçlıyoruz.

 



Bu yıl, “2010 Türkiye’de Japonya Yılı” olarak ilan edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’na ait Ertuğrul Firkateyni’nin 1890 yılında, Japonya’yı ziyareti ve ardından yaşanan felaket ile başlayan Japonya ve Türkiye arasındaki dostluğun, 2010 yılında 120. yıldönümünde, iki ülkenin karşılıklı güvene dayalı ilişkileri temelinde, daha fazla alanda ortak hedeflere doğru ilerleyebileceklerine ve dünya istikrarında önemli bir rolü bulunan Japonya ile ülkemiz arasında, spor ve kültürel işbirliğinin artırılmasını, ilişkilerimizin daha da ilerlemesini amaçlıyoruz. Bu nedenle düzenlediğimiz turun Japon bisikletçilerinin katılımı ile Türk- Japon dostluğunun pekiştirilmesine ve kültürler arası dialoğun artırılmasına katkısı olacağına inanıyoruz.

 



Gökova Bisiklet Turu-2010 sadece bir bisiklet turu olmayacaktır. Her şeyden önce, bisikletçilerin bu turda kendilerini müşteri olarak değil, katılımcı olarak hissetmeleri temel amacımızdır. Bisikleti ile birlikte bu tura katılan her bisikletçi, sadece bir tatil yapmayacak, aynı zamanda düşünecek, düşüncelerini diğerlerine aktaracak, düşünceleri ve eylemi ile tura katkıda bulunacak, aynı zamanda, bisikletçilerin sorunlarını yapacağımız toplantılarda topluma aktaracaktır. Bu turun bir diğer amacı da ulusal anlamda, bisikletçilerin sorunları ve örgütlenmesi için bir tartışma ortamı açmaktır. Ülkemizdeki tüm bisiklet dernekleri ile bireysel bisikletçileri yan yana getirmeyi ve “bir olmanın” koşullarını oluşturmayı amaçlamaktayız.

 



Kamp yerlerinde akşamları yemekten sonra sosyal programlar koymayı, bisikletle ulaşım modeline yönetimin dikkatini çekmek amacıyla tartışma konuları açmayı düşünüyoruz. Bu tartışmaların özellikle yabancı katılımcıların da katılımı ile basında yer almasını sağlamak amacındayız. Tüm katılımcıların katılacağı bir sergi açılması yönünde çalışmalarımız bulunmaktadır.

 



Ülkemizde bisiklet camiamızda yer almış tüm isimlerin bu buluşmada yer alması temel hedeflerimizdendir. Unutmayınız ki bu sadece Muğla’da yaşayan bizlerin sorumluluğu değil, “hepimizin”, ülke çapında tüm bisikletçilerin kendilerini gösterdikleri, “buradayız” dedikleri, kendi sorunlarını ve çözüm önerilerini dile getirdikleri, bu çözümlerin aynı zamanda toplum ve çevre sorunlarının da çözümünde temel halka olduğunu tüm ülkeye gösterecekleri bir sorumluluktur.

 



Mola ve konaklamaları en güzel koylarda yapacak, Gökova Körfezinin tüm güzelliklerini, zeytinlikler ve çam ormanları ile kenarda köşede gizli kalmış cennet koyları göreceksiniz. Ayrılmak istemeyeceğiniz bu yollarda, köhne köy kahvelerinde kekik çayı içip, acı zeytinyağına bandığınız ekmeği yiyeceksiniz. “Ege”yi seveceksiniz.

 



Tur hakkında ayrıntılı bilgiyi, programı ve ön başvuru formunu ingilizce ve Türkçe olarak “www.muglabisiklet.org” dernek sayfamızda bulabilirsiniz.Bizler bunu organize ediyoruz, sizler buraya, aramıza katılmakla aynı düşünceyi paylaştığınızı göstereceksiniz.

 

İLETİŞİM


Web : http://www.muglabisiklet.org

Tel : 0 532 226 51 94 / 0 505 434 77 04

Mail : info@muglabisiklet.org /  adnancangir@gmail.com

Muğla Bisiklet Derneği Yönetim Kurulu Adına

Adnan CANGIR

Küçük Çin’de Herkes Pedal Çeviriyor

İlçede yaşlısından gencine, kadınından erkeğine hemen herkes bisiklet kullanıyor. Ulaşımın bisikletle sağlandığı Uzakdoğu ülkesi Çin’e benzerliği münasebetiyle ‘Küçük Çin’ olarak adlandırılan 5 bin 270 nüfuslu ilçede, yaklaşık 5 bin bisiklet bulunuyor.




Ulalılar, bisikletle 1940 yılında tanışmış. O yıllarda araca ‘şeytan arabası’ diyerek tepki gösterenler olsa da bölge halkı bisikleti bir daha bırakmamış. Ula, düz bir coğrafi yapıya sahip. Bu yüzden bisiklet kullanımı çok yaygın. Okula giden öğrencilerden kahvehaneye giden yaşlı vatandaşlara kadar kadın-erkek herkes pedal çeviriyor burada. Doğa harikası ilçede, motorlu taşıtların sayısı bin 500 civarında. Bisiklet sayesinde trafik yoğunluğu yok. Temiz hava solumanın rahatlığıyla da Ulalıların sağlığı çok iyi durumda.




Bisikletin Ulalıların sağlığına, keselerine ve çevreye büyük fayda sağladığını belirten Ula Belediye Başkanı Nadi Şenkal, “Çin’de de bisikletle ulaşım fazla olduğu için ilçemize, ‘Türkiye’nin küçük Çin’i deniyor ama biz Ula’yız.” diyor.




Ula’da yaz aylarında düzenlenen boğa güreşleri çerçevesinde bisiklet yarışları da yapıldığını ifade eden Nadi Şenkal, “Yarışlarda ‘dedeler’, ‘orta yaşlılar’, ‘gençler’ ve ‘çocuklar’ kategorileri var. Çok eğlenceli geçen ve halkın kaynaştığı bu yarışmalarda dereceye girenlere hediyeler veriliyor. Bisiklet Ulalılar için çok özel. Ne otomobil ne de motosiklet, bisikletin yerini alamaz. Ben de boş vakitlerimde bisiklete binerek stres atıyorum.” şeklinde konuşuyor.




Emekli esnaf Şinasi Tekin de yarım asırdır bisiklete bindiğini anlatarak, “Bisiklet, uzun yaşamanın sırrıdır. Hem kesemize hem de sağlığımıza fayda sağlıyor. Yakıtı yok, gideri yok. Ula’nın düzlük oluşu, bisiklet kullanmamızı kolaylaştırıyor. Herkese tavsiye ediyorum.” ifadelerini kullanıyor.